Sakarya-Bolu turu (1/5)   Leave a comment

1. gün

23 Temmuz Pazartesi

Ev-Haydarpaşa Garı + Alifuatpaşa-Geyve-Taraklı

40,67 km

Pazartesi sabahı gayet erken bir saatte mürekkepli işaret parmağıyla uyanıp, son hazırlıklarını uzun süredir yapmakta olduğum bisiklet, mat, çadır, tulum ve çantalardan oluşan, yaklaşık 30 kilo malı evden çıkarıp Haydarpaşa garına kadar getirdim. Orada diğer manyak Erdem’le buluşup bagaj sorunlarımıza biraz göz attık. Sonra Erdem’in babası bizi Doğu Ekspresi’nin yük vagonuna götürdü. Bisikletlerimizi yükledik ve seyahat edeceğimiz vagonlara kadar uğurlandık. İstikâmet Alifuatpaşa garıydı. Hava sıcak, vagon da klimalıydı. 3 saate yakın bir yolculuktan sonra Arifiye’de yük vagonuna gittik, bisikletlerimizi hazır ettik. Nihayetinde Alifuatpaşa’ya ulaşıldı ve vagondan aşağı atladık. İşte maceramız bu noktada başlamış bulunuyordu.

Saat 11:30 gibi gayet sıcak bir havayla karşıladı bizi bu ufak kasaba. Çanta bagaj sistemini üstün çabalarımızla oturtup, ilk hedefimiz olan Geyve’ye doğru yola koyulduk. Oha! Ağır bisiklet sürmek nasıl zormuş, hava nasıl da sıcakmış öyle? Geyve’den ton balığı ve ekmek alıp, hastane bahçesinde çam ağaçlarının oluşturmaya çalıştığı gölgede öğle yemeğimizi yedik. Güneşin etkisini yitirmesini beklemekten, Taraklı’ya normal bir saatte giriş yapmamızı engelleyeceği için vazgeçtik. Acayip bir sıcakta, ıssız, geniş ve uzun yollara koyulduk. Beynimiz fokurdamaya, nabzımız zonklamaya başladığında çevredeki bir ağaçlığı denedik gölge amaçlı, ama para etmedi. Biz de henüz yanından geçtiğimiz bir çimento üretim tesisine girdik. Zaten oradaki tek “şey” oydu. 5 kişi karşıladı bizi. Onlar da öğle molalarında gölgede dinlenerek vakit geçiriyorlardı. Aralarına katıldık. Ufak bir gazoz ve su ikramında bulundular. Yarım saat süreyle burada dinlendik. Kendimize geldiğimizi düşündüğümüzde tekrar yola koyulduk ve çıkışlar başladı. Bugün için planlanan yolda 100 metre rakımlı Alifuatpaşa’dan 600 metrelerdeki Taraklı’ya gidilecekti. Arada 800 metrelere varan bir tırmanış vardı. Ha babam de babam tırmanırken, bizim nabızlar yine tavan yaptı. Yol inşaatında çalışanların barakamsı mekanına girdik bu sefer. Ama çevre biraz daha yoğunlaşmış, çöl misali yoldan kurtulmuştuk. Orada kendimize gelmemiz bir hayli zaman aldı. Saatler ilerledi ve güneş az da olsa düşmeye başladı. Soğuk su ve yemek ikramında bulunuldu ancak ilkini tercih ettik. Oradaki bir amca bize; “sizin hiç derdiniz yok demek” diyerek, dertsiz, gamsız ve tasasız yaşayarak, kendimize dert bulup, eşek yükünü bisikletletle taşıyarak gezdiğimizi ima ediyordu. Tabii ki seyahatimizin bize katacağı güzellikleri, tecrübeleri, zartı, zurtu savunacak enerjimiz olmadığı için “ihehe” gülüşüyle (en azından ben öyle yaptım) yola devam ettik. Bir süre daha çıktıktan sonra gözümüze kestirdiğimiz traktör kasalarından biri için atılımda bulunduk. Traktör durdu. Amca bizim türk olduğumuzu öğrenince bayağı sevindi. Kasasında büyük ihtimalle karısı olan bir teyze, ve yanında da köylü kızı oturuyordu. Bir takım çuvallar falan vardı. Onlara biz de 2 tane bisikletle beraber dahil olduk. Hoplaya zıplaya yokuşu çıkmaya devam ettik, oturduğumuz yerden. Ya da sektiğimiz yerden mi demeli? Biz dengemizi bulamamışken süper misafirperver Göynük köylüsü teyze ve kızı, bize bisküviler ve meyve suları ikram etti. Yol bayağı yokuş yukarı devam ettiğinden traktörün gittiği her metre bizim için yolun kolaylaşması anlamına geliyordu. Aşağıda yol çalışanlarının barakasında bahsedilen alabalık tesisli Soğuksu’ya gelince traktör durdu. Burası yolun geçeceği en yüksek nokta değildi ama biz inmeye karar verdik. (Bu arada 25 kiloluk bisikleti 1,50 metreden yüksek trakör kasasına indirip bindirmekten bahsediyorum!) Soğuksu’da acayip taze alabalık ve salatamızı yiyip, çayımızı içtikten sonra, adam başı 5 milyon (!) olan hesabımızı ödeyip, sularımızı da doldurup yola tekrar devam ettik.

Artık akşamüstü denebilecek bir vakitteydik. Güneş fokurdatma yetisini kaybetmiş, efor sarfeden insanlara insaf etmeye başlamıştı. Tırmanış da kısa süre sonra bitmiş, artık genişçe bir yolda zaman zaman 10% eğimle, fren balatası katili modunda Taraklı’ya doğru hızla yaklaşır olmuştuk. Saat 19:00 sularında Taraklı’ya giriş yaptık. İlk konaklama düşüncemiz çadır kurmak yönünde olacaktı. Bu yüzden kasaba girişinde konuştuğumuz birinden hemen çıkışta 1 km uzaklıktaki benzin istasyonunda geceleme tavsiyesi aldık. Ancak Taraklı’yı önce gezmemiz, opsiyonları değerlendirmemiz gerekirdi. Öyle de yaptık. Kasabanın merkezi sayılabilecek bir yerde, eskiden konak, şimdilerde de müze olan bir evin önünde mısır pişiren Kemalettin Amca’yla tanıştık. Bize çadır kurmamızın sefillik olacağını ve adam başı 10 milyona pansiyon olduğunu, dilersek orada kalabileceğimizi belirtti. Hatta bu tanışma ve konuşma safhasında korkunç görüntümüze üzülmüş olacak ki, bize iki tane pet şişe soğuk su ısmarladı. Ardından ilgili bir kişi bizi pansiyona götürdü. Anlaşıldı ve sefil bagaj demontesinin ardından odamıza çekilip, duşumuzu aldık. Belki de gezi boyunca üzerimizden atamayacağımız yorgunluğumuzu gerçek anlamda burada hissettik. Akşam Taraklı’da küçük bir gezinti (tabii ki yürüyerek) ve fotoğraflar, yemek niyetine yenilen bir yarım ekmek karışık tost (yanında limonata, hepsi yalnızca 1,75 lira) ve Kemalettin Amca’yla içilen bir çaydan sonra pansiyona geri döndük. Sıcak, insan gürültüsü ve yorgunlukla mücadele ederek, sık sık su içmek için uyandıran bir uyku çektik.

Taraklı, kendi halinde, genelde emeklilerin yaşadığı, 4 bin nüfuslu şirin bir kasaba. Eski osmanlı evlerinin mimarisi, sokakları ve parkları çok hoş. İnsanların bakışlarından iyi niyet akıyor. İletişim kurmak rahat. Kısaca ilk gün çektiğimiz onca yorgunluğa karşı ilaç gibi bir dinginlik sundu bizlere. Özenilmiş, sistemi oturmuş, kendi halinde güzel kalan yerlere ne kadar da yakın yaşıyormuşuz oysa…

Reklamlar

Posted 25 Haziran 2010 by hammurabi in 2007

yorum yapılabilir

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s