Sakarya-Bolu turu (5/5)   2 comments

5. gün

27 Temmuz Cuma

Abant-Bolu + Dudullu-Ev

60,17 km

Temmuz sonunda serinliğe uyanmak. Cadırdan çıkıp titremek. Sweatshirt’lerle bisiklete binmek. İşte aranan ferahlık. Çok geç kalkmıyoruz bu sabah. Çünkü yolumuzun büyük kısmı iniş. Yüzdük ve kuyruğuna geldik. Öğlen varmayı planladığımız Bolu’dan otobüsle İstanbul’a döneceğiz.

Sabah acele etmeden toparlanıyoruz. Dönüş psikolojisi üzerimize sinmiş. Tatlı tatlı, güzelim doğada inerken günün süprizi çıkageliyor. Zift! Yolun 2 km’lik kısmı dünden beri kurumamış iğrenç bir zift ve mıcırla kaplı. Alternatif bir yolumuz yok. Tarif edilemeyecek şekilde berbat bir yapışkanlık ve yoldan gelen çıtır çıtır rezalet bir ses. Yavaş yavaş inmemize rağmen, bacaklar, ayakkabılar, çantalar ve tabii ki bisikletlerimiz ziftle bayram ediyor. Sinirlerimiz o kadar bozuluyor ki, yolun geri kalanında durmadan basıyoruz. Yokuş aşağı hafif bir eğim var ama biz pedallara yüklenerek yol alıyoruz. Bir an önce eve gitmek ve ziftten arınma telaşı içine giriyoruz belki de. Yolun üzerinde dinlenip çokoprens atıştırabileceğimiz bir yerde mola veriyoruz. Bezmiş durumdayız. Bu zift olayı çok pis ve can sıkıcı oldu.

Abant yolunu bitirdikten sonra, E-5’e bağlanıyoruz. Bazen yan yoldan, bazen de emniyet şeridinden ilerliyoruz. Buradaki asfalt inanılmaz kaliteli olduğundan acayip tempo tuturuyoruz. Yokuşlara girdiğimiz hızla çıkıyoruz. Son sürat Bolu’ya varıyoruz. Otogarı sora sora bulup, Öz Bolu firmasından biletlerimizi alıyoruz. Bisiklet yükleyeceğimizi belirterek tabii.

Saat 13:00’te otobüs kalkıyor. Öncesinde bisikletleri gören muavin caz yapmaya başlarken, hemen cart diye lastikleri söküp, bagaja yükleyince sesi kesiliyor. Burada en sinir olduğumuz nokta şoförün gelip “Ulen madem buraya kadar geldiniz bisikletlerle, geldiğiniz gibi dönseydiniz ya” demesi oluyor. Denyo şoför ve muavin asıl görevlerinin başlarına geçtikten sonra hızla İstanbul’a doğru yol alıyoruz. Yuh yani otobüs amma güçlüymüş. Bisikletten sonra hayret ediyor insan!

Saat 16:30 gibi Dudullu’ya geliyoruz. Metro’nun terminalimsi şeyine. İlk düşüncemiz servis araçlarıyla evlerimize yakın yerlere dağılmaktı. Ancak otobüsten indirdiğimiz bisiklet, ön lastik ve bagaj yığınıyla yolun ortasında çat diye kalınca sinirlenip bisikletleri monte etmeye başlıyoruz. Eve kendimiz gideceğiz. O sırada yanımıza gelip “alemünyum mu bu?” diyen hıyar ağaları o kadar sinirimi bozuyor ki kavga çıkaracak potansiyeli hissediyorum içimde. Neyse ki Erdem beni sakinleştiriyor ve bisikletleri toparladıktan sonra oradan bir blok öteye tenha bir alana çekilip, Abant’ta Madam’dan aldığımız cezeryevari kalori bombalarımızı (pestil-köme) mideye indiriyoruz. İlk hedefimiz Dudullu-Bostancı sahil.

Ulan nasıl bi’ trafiktir, neden döndük ki buraya? Bütün yol gebermedik ama şimdi gebereceğiz sanırım. Trafik, kavşaklar ve ışıklar geçiyoruz. En sonunda Bostancı sahile varıyoruz. Artık ayrılma zamanı. beş gündür non-stop karşılıklı kahır çektiğimiz Erdem’le sahilde ayrılıyoruz. Yine bol fotoğraflı ve geyik bir turda buluşmak üzere efendim…

Yine de tur bitti diye üzülmeyin, videosunu izleyin:

Reklamlar

Posted 27 Haziran 2010 by hammurabi in 2007

2 responses to “Sakarya-Bolu turu (5/5)

Subscribe to comments with RSS.

  1. çok güzel gözüküyo herşey, güzel eylenmişsiniz… herzaman yaparmısınız?

  2. ama o zift kötü olmuş gerçekten…

yorum yapılabilir

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s