Mudanya-İzmir turu (5/8)   Leave a comment

dort1

5. gün

24 Haziran Çarşamba

Emet – Simav

53,76 km

Bugün içinde bulunduğumuz hafta boyunca gidilen en kısa mesafe ve en düşük hız ortalamasına sahip gün. Neden mi? Ege bölgesinde dağlar denize dik uzanır. Bunu unutmayın. Sevdiklerinize sık sık hatırlatın. İlkokul dördüncü sınıf coğrafya bilgisi. Tırmanırken gözümün önüne ilkokul öğretmenim geliyor. “Barış…” diyor, sevgili öğretmenim, “ne bok yemeye gidiyorsun?”.

dort2

Sabah 10:00 gibi çıkıyoruz. Acelesiz. Simav’a ulaşmamız bugün için yeterli bile. Hisarcık’tan geçiyoruz. Burası Uşak ya da Simav kararının kesinleştiği nokta oluyor. Hisarcık’lı amcaların yorumları bile yetmiyor bu salak kararlılığımıza. Uşak yolundan gitseydik, nispeten düz bir şekilde İzmir yoluna çıkmış olacaktık. Ancak, Simav ve sonradan yaşayacağımız öngörülemeyen anlar için, bugün dahil iki set dağ aşmamız gerekiyordu.

dort3

Hisarcıktan sonra Buğra kararlı adımlarla, ben ise kararsız pedallarla tırmanışa geçtik. Tırmanış o kadar uzun sürüyor ki, Buğra’nın Hisarcıklı amcayla tokalaşmasından, Gölcük Dağı’na varışımız dört saatimizi alıyor. Tabii bu dört saatin içine sığdırılan çeşme molaları, nefes nefese kalmalar, devamlı kafadan esen rüzgar, bisikleti yürütmeler, ıkınmalar, tıkınmalar, kamyonları selamlamalar da cabası. Yoldan geçen araç içindeki insanların, o yol üstünde görmeyi tahmin edebilecekleri son şey iki yüklü bisikletti, ve biz oradaydık.

dort4

dort5

Bazı önerilerde bulunalım; ilkin, bu yoldan gitmeyin. İkinci olarak, “Oba köy ekmeği!” ünlemiyle akşam yemeğinizi ve sabah kahvaltısını onunla yapmayın. Bazıları abartılı mayasıyla, biz kapıcının getirdiği beyaz ekmek süt çocuklarına “öğk” dedirtmeleri mümkün. Bir önceki cümleyi bayağı anlatım bozukluğuyla bıraktım ki, neresinden almak isteyeceğinize siz karar verebilirsiniz.

dort6

Kendini özgür zanneden oğlana nereden geldiğini unutturan yokuşları aştıktan sonra biraz inişimiz oluyor. Gölcük Dağı denilen yere geldik. Yoldan ayrılıp, sağ taraftaki mesire yerine giriş yapıyoruz. Burası bir yayla, ortasında ufak bir göl var. Mevsim itibariyle inekler otluyor. Rakım itibariyle kışın buz tutabilir. Gölün kenarına giden yol üstünde Buğra’nın lastiği patlayınca zorunlu bir mola veriyoruz. Molamız sırasında, yolun devamında Simav’a gelmeden önce Eynal Kaplıcaları’nın bulunduğunu, oradan bizim bulunduğumuz yere balık tutmaya gelen Manisalı yardımsever abilerin bize verdiği kitapçıktan öğreniyoruz. Daha doğrusu bu bilgi benim yol notlarımda mevcut, ancak ilüstüre edilerek merak kabartıyor.

dort7

dort8

Lastik tamirinden sonra (bkz. Lastik tamir edilebilen bir şey) inişe geçmek üzere, yola geri dönüyoruz. Yılan gibi kıvrılarak inen yollar bizi önce Eynal’a getiriyor. Uzun süredir bakkal görmemenin verdiği iştahla cips ve icetea gibi ürünlere yumuluyoruz. Yurdum insanı kaplıcalara akın etmiş, ve biz buradaki konaklama fiyatlarını çok merak ediyoruz. En ucuz opsiyonun adam başı 22,5 liradan başladığını görüyoruz. Hatta 87,5 liraya bile kalınabilir. Broşüründe “Yerden Fışkıran Sağlık” şeklinde tanımlanan Eynal’da, oteller, apartlar, restoran, aquapark, termal havuz ve termal hamam mevcut. Gidin, görün, çimin.

dort9

Velhasıl kelam, bir süre düz devam edip, birkaç köy geçtikten sonra Simav’a varıyoruz. İş Bankası atm’sine kavuşuyorum. İptal olan Eskişehir planlarından kalan Gizem’in ev anartarını kargoya veriyorum. Simav içinde otel bakıyoruz ve adam başı yirmi liraya şak dadanak, yine musluklarından termal suyun aktığı, Otel Bilgin’e yerleşiyoruz. Tabii bu yerleşme sürecinin hızlanmasında katkıda bulunarak depoya bisikletleri elleriyle ve itinayla yerleştiren (işten anlıyordu adam) resepsiyonist abiyi de unutmamak gerek.

dort10

Odamız eşek gibi geniş. Bir ikiz, iki tane tekiz yatak var. Minibar var. Kocaman ayna var. Televizyonda yine Hustler Tv, bangır bangır porno yayını var. Yaşasın Kütahya! Termal beklentisiyle duşa giriyorum. Buz gibi termal suyu enseme yiyorum. Zaten aksa da sıcağı açmayacaktım. Hiç şikayetisizim.

dort11

Akşamüstü gezintisi ve yemeği için odadan çıkıyoruz. Sadece işkence çekmeye geldiğim iyice kafama yerleşmiş olacak ki, turist olduğum günlerden edindiğim alışkanlık olan, her yere fotoğraf makinesiyle gitme durumum silinmiş. Nitekim, fotoğraf makinemi unuttuğumu hatırladığımda odadan üç kat inmiş, sokaktan bir blok geçmiştik. Sonrasında çok pişman olacaktım, o ayrı mesele.

dort12

“Güveç yiyin.” tavsiyelerine uyarak bir güveççiye dalıyoruz. Şotak diye ortadan kırılmış cızır cızır soğanla, kavruk etleri götürüyoruz. Bandıra bandıra güveci talan ediyoruz. Dükkan sahipleriyle yol yordam muhabbetlerine giriyoruz. Demirci’den mi gitmeliyiz? Yoksa Uşak’tan mı? İzmir’e gidecekseniz, Demirci yolunun indiği yer daha yakın olacaktır deniyor. Bir baba rampa daha çıkarsınız, oradan sonrası “hep iniş” deniyor. Bize sürekli bişiler deniyor. Bildiğimizi okumak elimizde. Aynı şekilde, bizle kanka yaptığını sanan arkadaş, hesabı “dediğinde” de turist geçirmesine maruz kaldığımızı düşünüyoruz.

dort13

Güveççinin babasıyla Hisar adındaki seyir tepesine doğru çıkıyoruz. Burada saat itibariyle güzel fotoğraflar çekilebilirdi. Ancak ben biraz tasvir etmekle yetineceğim. Tepe yüz yirmi derecelik bir Simav seyri tanıyor. “Uzun süre park etmek yasaktır” gibisinden yiğişproof tabelalar var. Gidin analog yayından Hustler Tv izleyerek tatmin olun deniliyor özetle. Tam karşıya baktığımızda bugün geldiğimiz Gölcük Dağı ve Eynal görünüyor, yani kuzey. Simav, güneyindeki yeşil yamaçlara dayalı, hafifçe bir yokuş üzerinde. Çarşıdan yukarıya doğru giden yolun kavşaklarında şadırvanlar var. Eskice ve derli toplu bir dokusu var. Yetmiş, seksen yıllık evlerin bolca bulunduğunu söyleyebilirim. İlçede 15., 17. ve 18. yüzyıldan kalma camiler var. Çok sayıda cami var. Hatta iki tanesinin şerefeden sonrası yok. Onlara anlam veremedim. Google’daki araştırmamdan sonra aynı caminin bütün minareli ve şerefesinden kesik minareli hallerini buldum. Gerçekten ilginç. Ben, sosyo-ekonomik bakımdan ve görüntü bakımından biraz ağaçlıklı bir Üsküdar görüyorum. Buradaki ekonomik canlılık, Emet’ten sonra göze batıyor. Çeşitli araç markaları, dükkan şubeleri, bankalar var. Ayrıca salı günleri pazar Emet’te kuruluyor, çarşambaları ise Simav’da.

dort14

Tepeden inip, pazarcıların toplanma telaşının içinden geçerek, bir sokaktaki Antep tatlıcısının önünde duruyoruz. Dondurma yiyelim diyoruz. Sonra Antepli Abiyle sohbet ediyoruz. İki yerde daha şubeleri varmış, aslında burası zarar ediyormuş, ortak sermaye olduğu için dükkan çalışabiliyormuş, Simav’ın halkı Antep tatlısından anlamıyormuş. Çok içten geçen bu dondurma faslından sonra, tekelin birinden bira ve cips edinerek odaya çıkıyoruz. Güm diye uyuyorum ben.

dort15

Reklamlar

Posted 28 Haziran 2010 by hammurabi in 2009

yorum yapılabilir

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s