Mudanya-İzmir turu (7/8)   Leave a comment

alti1

7. gün

26 Haziran Cuma

Köprübaşı – Mersindere

75,12 km

alti2.jpg

Hava ısınıyor. Her gün daha sıcak, daha çok huysuzluğa el verecek halde. Köprübaşı’nda kahvaltı niyetine yarım ekmek tavuk yiyoruz. Gençlerden biriyle vedalaşıp ayrılıyoruz tozlu kasabadan. Ancak ilerde olduğu söylenen benzinliklerin hiç birinde market yok. Üç kilometreden geri dönüp sularımızı alıyoruz. Ne olur, ne olmamalı.

alti3

alti4

“X’ten sonra hep iniş…” gibisinden temennileri bir köşeye bırakmak lazım. Dünya üzerinde öyle bir yol yok. Güney’e doğru bir çekim de olmadığı için, her yöne aynı sürtünme Newton’ları geçerli. Büyük beklentilerle çıktığımız yolda iki iniyorsak, bir de baba gibi çıkıyorduk. Sıcaktı ve yorucuydu. Bozuk asfalt sıkıcıydı (neden asfalt diyorsam?). Solumuzda Demirköprü barajının rezervuarı vardı. Sonra barajın üzerinden geçtik ettik. Barajın tam üzerinden geçerken değişiklik olsun diye mola verdik. Daha büyük değişiklik, cep telefonuyla, elinin altında gazete, bilgisayar ve televizyon bulunan insanlara ulaşınca oldu. Michael Jackson ölmüştü. Aynı haber Everest’in 5350 metredeki ana kampına bile bize geldiğinden önce ulaşmış olabilirdi. Bir fatiha okuduk suya karşı, devam ettik. Sonra biraz orman olduk. Kuru orman. Kıvrılmalar bitince, yapım çalışmaları olan, düz ve trafikli bir yola girdik. Medeniyet arayışımız Uşak-İzmir yolunda sonlanacaktı. Beklenti sabırsızlığı beraberinde getiriyordu.

alti5

“Sucuk” tabelasını görünce dayanamıyorum, duruyoruz. Yarım ekmek sucuklarımızı hoşça ve sarışınca bir kızımız hazırlıyor elleriyle. “Sen de iyi ki bir sarışın gördün” demeyin, Kütahya’da gözlük camımıza yapışan sinekler bile erkekti. İzmir’e kadar bu kütahyabazan etki geçecekti elbette, şimdilik alışma sürecindeyiz.

alti6

alti7

Yanından su kanalının aktığı sucukçudan ayrıldıktan yarım saat kadar sonra Uşak-İzmir yolundayız. Asfalt’ı öpün. Uçağın tirbülanstan kurtulmasını bisiklet terminolojisinde yaşıyoruz. Yok böyle bir yol. I could change my life to better suit your mood, cause you’re so… diyeyim gerisini getirin. Kaymak gibi yola girmeden hemen önce, benzin istasyonunun beleş meyva sularından lüpürdetiyoruz. Piçliğe yatıp yine powerade alıyorum.

alti8

Artık akıyoruz. Çok rahatız. Salihli’yi tırıs geçiyoruz. Sart harabelerine dönüyoruz. Artemis tapınağını ve Sart harabelerini geziyoruz. Bisikletlerin kapıdan içeri müsaade buyurulmadığı Artemis tapınağının toprak yollarında motokros yapan veletler vardı. Bu yerleri benim anlatmam abes kaçacağı için, video.ntvmsnbc.com adresinden ntv programları>zaman yolcusu >23 Temmuz 2009 tarihli programı izleyebilirsiniz. Teşekkürler Ahmet Yeşiltepe.

alti9

alti10

alti11

alti12

Sart’tan çıktıktan sonra yarım saat geçmeden, birkaç yüz metre ileride seyreden Buğra’yı arayarak durduruyorum. Bir kamp alanının önünden geçtim. Albenisi yüksekti. Buğra “satılık” tabelası gördüğü için pas geçmiş. Beraber geri dönüp baktığımızda işler vaziyette olduğunu görüyoruz. Salihli’nin Mersindere köyünde konuşlanmış Tuana isimli bu tesis, içinde piknik yeri, kocaman yüzme havuzu ve köy kahvaltısı bile sunan restoranıyla dört dörtlük. Direkman “daha devam edilir aslında” düşüncesini bir kenara bırakıp, saat 7 dolaylarında günümüzü noktalıyoruz. Mayoları çekip havuza atlıyoruz fışır fışır. Tesis bayağı kaliteli. İçinde atlar, köpekler, ördekler var. Çadırları kurduğumuz yer dümdüz, gıcır çimen. Tesis hala satılıksa şansınızı bir deneyin derim.

alti13

Havuz ve duş faslından sonra restoran kısmına geçiyoruz. Köfte gümletmiştik galiba, hatırlamıyorum. Yemekler güzeldi. Çaylar ikramdı. Kahvaltıyı da sabah burada yapacağız büyük bir ihtimalle. Çadır kurmak için 5 lira verdiğimizi anımsıyorum. Yarın çıkarken toplu hesap vereceğiz. İlk yerleşme faslında havuz kısmına o kadar şaşırmıştık ki, sahibe’anım bize “buradakiler insan değil mi?” gibi esprili bir serzenişte bulunmuştu. Affedin, Kütahya’dan geliyoruz.

alti14

Gece şımarıp dondurma yedikten ve muhabbet ettikten sonra çadırlara geri dönüyoruz. Geri dönerken, bizi fark eden bağsız köpek ve bahçenin arka tarafındaki diğer bağlı köpekler bir saat kadar sürecek “tehlike var” temalı havlama konçertolarına başlıyorlar. Olsun. Hayatımın en rahat çadır zeminini bulmuşken kaçıramam. Uyurum.

Reklamlar

Posted 28 Haziran 2010 by hammurabi in 2009

yorum yapılabilir

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s