İznik turu (1/2)   Leave a comment

1. gün

24 Ekim Cumartesi

Yalova – İznik

99,96 km

Ekim bitiyor ama yaz bitmek bilmiyor. Pırıldak güneş, beni de o haftasonu İznik’e gidecekler arasına davet ediyor. Kalkıp Sarıyer-Beykoz civarlarında dolaşmaya her daim üşendiğim için, bu tip haftasonu kaçamakları güzel oluyor. Topluyoruz pılı ve pırtıyı, akşamdan çantamızı hazır ediyoruz. Çantanın içindekiler mi? Anlatayım.

Çok iddialı konuşmak gibi olmasın ama, insan bisikletin mekanik uzuvlarına da kendi kolu bacağı gibi iyi davranırsa mekanik arıza yaşama olasılığı düşüyor. Aynı şekilde, eğer bir turdan bacaklarımda yağ lekesi veya morluk olmadan ayrılmışsam kendimi iyi hissederim. Dikkat etseniz de engelleyemeyeceğiniz şey lastik patlağıdır. Onun için bir yedek iç lastik, yama, lastik çıkarma aleti ve pompa alınır. Ufak tefek alyan ve vida sıkmaları için başlığı değişebilen bir tornavida taşıyorum. Bir tane de ekstra vida bulunduruyorum. Turlardan birinde SPD’sinin vidası düşen arkadaşımıza takmıştık, çok başarılı olmuştu.

Bu pöti deklarasyondan sonra yollara geri dönebiliriz. Sabah, geçtiğimiz gezilerde İzmit’e yardırdığım tempoya yakın bir tempoyla, hep anayolları kullanarak Bostancı deniz otobüsü iskelesine ulaşıyorum. O kadar dalgınım ki, Kızıltoprak’a gideceğim yol yerine Kadıköy’e sapıyorum. Büyük rezillik. Uykusuzluk var yine her zamanki gibi.

Deniz otobüsünde buluşuyoruz. Yaklaşık bir saatte, önce Kartal’a uğranıyor, sonra Yalova’ya ulaşılıyor. Yalova’da eklemlenenler var. Mevcut Pendik feribotuyla gelenlerle birlikte sekiz kişiye ulaşıyoruz. Yalova’nın ince simitleri, güneşli 25 Ekim sabahında, çay eşliğinde tüketiliyor.

Bursa yolu üzerinden Orhangazi’yi geçip, İznik yoluna bağlanıyoruz. Orhangazi’ye gelmeden önce bir tırmanış mevcut. Yol biraz dar. Ertesi gün gruptan koparak garip rakım denemeleri yapacağım için pek önemsiz bir ayrıntı olarak kalıyor bu rampa. Orhangazi’ye geniş emniyet şeridinden ivedilikle iniyoruz. Aslında Orhangazi içinden direk İznik Gölü’nün batı ucuna çıkan bir yol var, ama biz ana yolu kullanarak ilerden dönüyoruz. Kestirmek lazım.

Gölün güney kıyısını izleyerek, bazen inip, bazen çıkarak İznik’e kadar önemli bir mola vermeden gidiyoruz. Sölöz adlı kasabadan geçerken tarihi bir Rum evi gözüme çarpıyor. Televizyonlardan tanıdık. Onun önünde biraz vakit geçiriyorum fotoğraf makinesiyle. Karşıdan bir amca geliyor; “Bana bu binayı anlatabilir misiniz?”

Binayı televizyonda gördüğümü, o yüzden önünden geçerken tanıdık birini görmüş gibi frenlere bastığımı belirtince bayağı şaşırıyor Celeuse’lü amca. Bunun çok sağlam bir ahşap yapı olduğunu, meşe ağacının kullanıldığını, kurtuluş savaşı sırasında Rum karargahı işlevinde olduğunu ve halen içinde insanların oturduğunu söylüyor. Hatta, içinde insanların oturduğu camlara asılı perdelerden anlaşılabiliyor. Büyükada’daki gibi ahşabı bol, görkemli ve sağlam bir işçilik. Otuz metre ilerde de cephanelik olarak kullanılmış başka bir bina mevcut. Aslında İznik içinde, üzerine konuşulabilecek milyon tane yapı olduğuna eminim, ama ilk görüşte aşk dedikleri bu olsa gerek.

Akşamüstünü bulmadan İznik’e varıyoruz. Köfteciye çöküyoruz. Köfte yiyoruz, tatlı yiyoruz. Üzerine gelen kaymağı kemalpaşanın kendisinden büyük olunca gazım yerine geliyor ve fırlayıp turizm bürosuna gidiyorum. Can sıkıntısından önündeki boş kağıda kalpler çizmekte olan office girl başını kaldırıyor ve gördüğü şey gergin taytın içinde sağa bakan bir kabarıklık. Yok böyle değildi… Turizm bürosuna gidiyorum, önündeki ağaca bisikletimi dayıyorum. Beni fark eden office girl kapının önüne çıkıyor. Broşür için sorduğumda, “Ne güzel dayadın öyle, turist misin?” diyor. Yok, böyle de değildi… Turizm bürosuna gidiyorum. Kapının orada anlamsız bakışlarla beni izleyen office girl, ona doğru yöneldiğimi görünce şaşırıyor. Heralde İznik’e bisikletle gelen çok fazla turist olmuyor. Elime bir iki broşür aldıktan sonra, sandalyelerden birine oturup, office girl’den bana İznik’te gezilmesi güzel olabilecek yerleri anlatmasını istiyorum. Birkaç tariften sonra aslında beni gezdirebileceğini imâ ediyor. Ben de kaçta çıktığını soruyorum. Akşam altı gibi müzenin bahçesine arkadaki trabzanlardan atlayarak girmemi, orada en büyük lahtin yakınlarında buluşabileceğimizi söylüyor. Büroşürleri alıp hızla çıkıyorum bürodan. Akşam altıda söylediği yere gidiyorum. Etraf ıssız. Müze kapanmış. Penisi düşmüş Büyük İskender heykelinin arkasından bir ses “Buraya gel” diyor. Kendisi de bana yaklaşırken Bithynia Krallığından kalma bir mezar taşına takılarak sendeliyor. Bir hamle yapıyorum ve kendini kollarımda buluyor. Sonra Roma lahtinin içine girip sevişiyoruz. İşte bu!

İznik’te bize eşlik eden bisikletsever tarih hocamızla beraber şehrin doğusundaki Lefke kapıya gidiyoruz. Halen bugünkü toprak seviyesinde bulunan diğer iki kapıdan farklı olarak, Lefke kapının, eski özverili kaymakam Hüseyin Avcı’nın girişimleri sayesinde araç trafiğinden arındırılıp, sıfır kotunun altına bir seviyede kazılarak tam anlamıyla gün ışığına çıkarıldığını öğreniyoruz. Ardından Yeşil Cami ve İznik Müzesi’ni geçerek tarihi Topkapı Çınarı’na gidiyoruz. Daha sonra batı yakasındaki Roma tiyatrosunu görüyoruz. Kalacağımız yeri ayarlama olayımız kesinleşince, batıdaki Göl Kapı çevresinde, yani göl kıyısında pinekliyoruz. Bira zamanı. Doksan kilometrenin serin ödülü.

Aşkamki bira ve cips kombinasyonunun, ertesi günün rampaları için yetmeyeceğini bildiğimden, öğlen köfte yediğimiz yeri, bu sefer sucuk ekmek yemek üzere ziyaret ediyorum. Neden mi bu kadar gırtlak derdi? Yarın testere tabir edilen bir rota izleyeceğim. Bi’ nevi tortür!

Reklamlar

Posted 29 Haziran 2010 by hammurabi in 2009

yorum yapılabilir

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s