Yalova-Armutlu turu (1/2)   Leave a comment

Görsel

1. gün

21 Haziran Perşembe

Yalova – Kent Ormanı

66,58 km

Sabahın körü. Günlerden perşembe. İşsiz adam kaygısızlığı hakim. Götüm gibi bir sabah sıcağında Bostancı iskelesindeyim. Buğra’yı bekliyorum. Geliyor. Bir süre sahilden ilerleyip, Pendik’ten kalkacak olan arabalı vapura yazılıyoruz. Vapurla Yalova’ya seyirteceğiz. Oradan yola çıkıp, benim daha önce izlediğim, ama devamını getirmediğim Çınarcık-Erikli yolunu takip ederek, Delmece yaylasını aşıp, Armutlu’ya iniş yapacağız. Bok var Armutlu’da. Uzun süre sonra yokuşlu bir tur. Üstelik çadırlı bir tur. İkimizin de göt göbek kendi bağımsızlıklarını ilan etmek üzere, İmralı’dan haber bekler vaziyette. Eski Taylır Dördın günlerimizden eser yok. Bakalım kondüsyonlar ne halde.

Görsel

Bu sıcakta gerçekleştirdiğim Pendik sürüşü tipimi kaydırmaya yetti. Yalova’ya geçtik. Bir takım nevale alışverişleri yaparak Çınarcık’a doğru sürmeye başladık. Uzun ve az eğimli yokuşları olan ana yolu ıskaladık, kısa ve dik yokuşları olan baba yolda gidiyoruz. Sıcak canımıza okuyor. Çınarcık’ta mola verme kanaatindeyiz. Şehre vardığımızda iğrenç bir pazar kalabalığıyla karşılaşıyoruz. Sahile çıkacak ara sokak bulamıyoruz. Bir takım paraleller deneyip, kasabanın içinde fır döndükten sonra, sahilde bir lokantada molayı veriyoruz. Gelsin yemekler. Gitsin öğle sıcağı.

Görsel

İki saat kadar orada pinekledikten sonra pazara uğrayıp, ertesi gün mangalda cozurdatmak üzere mantar alıyoruz. Yanına biraz meyve sebze alıyoruz. Soğan var. Sucuk var. Kırmadan köy yumurtası taşınıyor. Çantamızın içinde küçük bir mutfak var zaten. On menemen gücündeyiz. Ancak bu lüks tüketim çantada ağırlık yapıyor. Oysa bizim eskiden zincirlerimizden başka kaybedecek bir şeyimiz yoktu! Ne ara böyle sefa pezevengi moduna girdik, bilemiyorum.

Görsel

Gelin görün ki, yemekten sonra vakit öldürme amaçlı oturmalar, hareketli pazar alışverişi ve şahsi hayvanlığım sebebiyle, Erikli yoluna çıkmadan hemen önce iki tane lahmacun yiyip, yanında ayran içiyorum. Fatal error. Üstüne bir de soda içiyorum. Buğra bakıyor. Saat dört olmuş. 21 Haziran’ın coğrafi konumuna güveniyoruz. Ona güvendiğimiz kadar götümüze güvensek, çoktan yaylaya varmıştık. Zaten hedef Erikli de değil, Delmece’ydi. İlk yokuşlardan sonra ne denli yalan olduğumuzu anladık. Ben bisikleti daha ilk kilometrelerde elime aldım. Nabız tavanlarda. Döne kıvrıla çıkıyor pek bilindik Erikli Yaylası yolu. Her çeşme başında verilen, yatık güneşli, yarı gölgeli molarlarla ağır ağır yaylaya varıyoruz.

Görsel

Nihayetinde yaylaya girdik. Sağda çeşitli fasiliteler ve devamında şelaleler, solda kalan kısımda dere kenarı kamp atılabilecek yerler var, eskiden olduğu gibi. Büfedeki insanlara geldiğimizi belirtip, herhangi bir ürcret vermeden dere kenarına çadırlarımızı sermeye gittik. Ve fakat orada karşılaşacağımız garip bir topluluk vardı.

Görsel

Görsel

Çember sakallı bir “ağbi”nin güdümünde 13-16 yaş aralığında bir grup erkek öğrenci yaz kampı yapıyorlar. Kampın içeriği zikirler, ilahiler, dualar ve namazlarla renkleniyor. Biz de bukalemun taklidi yaparak onların bu bağnaz hayat şekline dahil olup biraz sohbet ettik. Çocuklardan biriyle konuştuğumuzda bize söylediği şey “Abi hafta sonu çok insan geliyor buraya, kadınlar filan, rahat rahat namaz kılamıyoruz” oldu. Ormanı boş bulduklarından çeşitli avcılık, kovalama, organizasyon, la ilahe illallah danslarıyla gece boyu garip aktiviteler yapıyorlarmış. Ateşler yakılıyor, kafalar sallayarak transa geçtikleri sonsuz dualar ediliyormuş. Ergenlikle ve karşı cinsin tabulaştırılmasıyla ortaya çıkan muhteşem enerji ve zamanın bir şekilde harcanıp tüketilmesi gerek tabii.

Görsel

Sabaha karşı süren bayrak savaşları; ki menzili 2-3 kilometre çapında ve ana yola kadar çıkıyor, ve zafer naralarına karşı uyarılarak kamp alanımıza geri dönüyoruz. Ağır bir tarikat eğitimi söz konusu. Minibüslerle hafta içi hiçbir dişi gösterilmeden taşınan bu sabiler, hafta sonu gelmeden hamlıktan ağırlaşmış testisleriyle Fatih ilçesinin yolunu tutuyorlar. Aralarından tüysüz bir tanesini sikip sevaba mı girseydik acaba?

Görsel

Görsel

Yaylanın müthiş karanlığında, ocağımızda makarnamız ve konserve ton balığımızdan oluşan mütevazı yemeğimizi yemeğe koyuluyoruz. Baharat kabından, bulaşık teline kadar tüm ekipmanlar yanımızda. Mantarları ve doğal durable sucuklarımızı Delmece Yaylası’nda vereceğimiz öğle molasına saklayarak, çadırlarımıza yerleşiyoruz. Fonda, muhtemelen yukarıdaki yola park etmiş, bas +6 tiz -2 ayarında Kenwood müzik setiyle, sonsuz tekno çalan bir grup Yalova abazanının yarattığı gürültü eşliğinde uykuya dalacağız. Dım dım dım dım dım. Saatler geçiyor o dipten gelen tok ses kesilmiyor. La havle ve ya-lova!

Görsel

Reklamlar

Posted 14 Eylül 2013 by hammurabi in 2012

yorum yapılabilir

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: